Ayder ve Kaçkar Dağları Milli Parkı’na Günübirlik Bir Gezi

Beştepe, Alparslan Türkeş Caddesi, No: 41, Yenimahalle

Doğal güzelliği, termal suyu ve büyüleyici yürüyüş rotalarıyla “Ayder” Trabzon’da bir kaç günden fazla vaktiniz varsa akla gelmesi gereken günübirlik gezi alternatiflerinin en meşhur olanlarından. Ayder Yaylası Trabzon’un doğu komşusu olan Rize’nin Çamlıhemşin ilçesinde yer almaktadır. Trabzondan yaklaşık 160 km uzaklıkta bulunan Ayder’e yaklaşık iki buçuk saatlik bir yolculukla ulaşabilirsiniz. Erkenden yola çıkarsanız (ki çıkmalısınız!) Ayder’in yanında yine Çamlıhemşin ilçesine bağlı olan “Kaçkar Dağları Milli Parkı”nı da gezme fırsatı bulabilirsiniz. Doğu Karadeniz Bölgesi’nin seyir keyfi en yüksek rotalarından biri olan milli parkı gezerken Zil Kalesi’ni ve şelaleleri ziyaret edebilir, yorulduğunuzdaysa birbirinden lezzetli yerel tatları deneyebilirsiniz.

Sabah

Eğer her iki milli parkı da ziyaret edecekseniz uzun ve yorucu bir güne hazır olmalısınız. İyice uykunuzu alın ve Rize’ye doğru yola çıkın. Kahvaltıyı biraz erteleyip haklı bir üne sahip olan Rize kavurmasını tatmak için Rize şehir merkezinde yer alan “Liman Lokanta”sına uğramak güne daha unutulmaz bir başlangıç yapmanızı sağlayacaktır. Kavurmanın yanı sıra lahana dolması ve leziz ev yapımı yoğurt da tercih edilebilir. (Öğle yemeği saatinde uğrayanlar için bir not: sulu yemekler ve özellikle de kuru fasulye de denemeye değer)

Rize şehir merkezinden yola çıktıktan yaklaşık bir buçuk saat sonra Ayder Milli Parkı’na ulaşacaksınız (Milli park girişi otomobiller için ₺11dir). Kasabanın merkezinde yer alan kafelerden birinde bir çay içebilir, görkemli şelaleleri ve yeşilin her tonunu seyrederek keyifli bir yürüyüşe çıkabilirsiniz.

Öğle & Öğleden Sonra

“Kaçkar Milli Parkı”na gitmek için Çamlıhemşin ilçe merkezine dönüp “Zilkale – Kaçkar” yoluna sapmanız gerekiyor. Dağ havasında yürüyüş yaptıktan sonra acıkmış olabilirsiniz. Yolunuzun üstünde yer alan “Çinçiva Kahve” öğle yemeği için en iyi seçenek. Restoran lokal yemeklerin dışında ızgarada köfte ve et gibi seçenekler de sunsa da buraya kadar gelmişken başka bir yerde yiyemeyeceğiniz yöreye has yemekleri tercih etmelisiniz. “Muhlama” ( ve “hemşin muhlaması”) ve “mısır ekmeği” olmazsa olmazlardan. Lokanta nehir kenarında, “Çinçiva Köprüsü” denilen eski bir köprünün yakınında yer alıyor. Yemekten sonra fotoğraf çekmek / çekilmek için mükemmel bir manzara!

Çinçiva Kahve’nin tam karşısında “Zua Coffee” adında, ilk bakışta küçük bir dağ köyünde bulunmasına şaşıracağınız, son derece şık bir yeni nesil kahveci bulunuyor. Soğuk ve sıcak kahvelerinde ağırlıkla yerel malzemelerin kullanıldığı tatlılarına ürünlerin kalitesi ise şaşkınlığınızı daha da arttıracaktır. Öte yandan günümüzde gezginlerin sosyal medyaya ilgilerinin arttığı biliniyor. Zua Coffee günün Instagram paylaşımı için doğru adres 🙂

Kahvenizi de içtikten sonra Zilkale’yi ziyaret etmeye hazırsınız. Kısa bir sürüşün ardından varacağınız bu tarihi ve görkemli kale uçsuz bucaksız yemyeşil dağların ortasında ilginç bir kontrast oluşturuyor. 14-15. Yüzyıllarda yapıldığı düşünülen kale yakın tarihlerde bir restorasyondan geçmiştir. Bilet alıp kalenin içini ve surlarını gezebilir, tepesine çıkarak manzaranın keyfini çıkarabilirsiniz.

Zilkale’nin ardından yeni durağınız Palovit Şelalesi. Birkaç kilometre daha aynı yoldan devam ettikten sonra Palovit Şelalesi tabelasını göreceksiniz. Her ne kadar sıradan bir araçla gidebileceğiniz bir yol olsa da kısmen bozuk ve oldukça dar bir yol olduğunu göz önünde bulundurun. Zor koşullarda araba kullanmak konusunda endişeniz varsa burayı atlamayı düşünebilirsiniz. Eğer gitmeye karar verirseniz aşağıda da görebileceğiniz gibi manzara sarfettiğiniz efora fazlasıyla değecektir.

Dağ yoluna pek de aşina değilseniz gün batmadan geriye dönmek en mantıklı seçenek. Dönüş yolunda acıktıysanız şanslısınız. Akşam yemeği için çok sayıda yerel yemek alternatifiniz var. İlk akla gelmesi gerekeni meşhur “Çayeli Kurufasulyesi”. En iyisi için “Hüsrev Lokantası”nı tercih edin. Bu eski restorana giderseniz kurufasulyenin yanında pilav ve ev yoğurdunu da denemeyi unutmayın. Yemekten sonra da sütlaç ve kadayıfın bir arada sunumu olan “turbo” adını verdikleri tatlı olmazsa olmaz. Tahmin edebileceğiniz gibi oldukça ağır bir tatlı olan turboyu iki kişi paylaşmanızı tavsiye ederiz:)

Bir diğer alternatif de tekrar Rize merkeze uğrayarak “Huzur Lokantası”na gitmek. Oldukça geniş bir sulu yemek menüsüne sahip olan Huzur Lokantası, aynı zamanda Karadeniz usülü dökme döneri de en iyi yapan yerlerin başında geliyor. Önceki paragrafta da bahsettiğimiz turbo bu lokantanın da iddialı olduğu bir tatlı.

İlgili Yerler